9 Şubat 2013 Cumartesi

Ayrılığın Hediyesi



  Uzun zaman önceydi. Kırgın ayrılmıştım birinin yanından. Tek ben mi kırılmıştım? Hayır. Kolum kanadım da kanlar içindeydi. Şu kırılmalar, bir ayrılığın hediyesi olsa gerek. İçimi yakan bu ayrılıkla yola koyulmuştum.

  Aşağıdaki upuzun yazıda sizlere ayrılıkların sebeplerinden ve onun yarattığı psikolojiden kurtulmanın yollarını anlatacağım.

  İnsan ilişkilerinde her şey dört dörtlük gitmez. Bu değişmez bir gerçektir. İnişler çıkışlar olur. Hatta daha kötüsü, ayrılıklar da olabilir. Her birliktelikte ayrılık olacak diye bir kaide yoktur tabiki. Kimi dostluklar ebediyyen sürer. Çocukken başlar, gençken devam eder, yaşlanınca son bulur. Keşke tüm ilişkilerimiz böyle olsa değil mi? Ama ne yazık ki öyle olmuyor. Fıtratları uymayan insanlar olabiliyor, uyum sağlayamadıkları için yolları ayrılıyor. Bir de toprak günü yaprak günü gerçeği var tabi. Birisinin toprak günü diğerinin yaprak gününe denk geliveriyor. Derken hır gür çıkıyor. Diyorum ki iki kişinin kaderinde ayrılık varsa muhakkak bir yerde ipler kopuyor. Zorlamak ise, sadece işin suyunu çıkartıyor. Ne içiniz alıyor o dostluğu (artık ona dostluk denirse) ne de yürütmek için takatiniz kalıyor.



  Geçen yıl bu zamanlarda bir dostumu kaybettim. Kaybettim derken vefat etmedi, yollarımız ayrıldı. Çok sevdiğim çok değer verdiğim bir insandı. Lakin kırılan kalbim fazla dayanmadı. Yürütemedik. Fazlasıyla yıpranmıştım. Bir gün onu karşıma alıp şöyle dedim: "Lütfen kendine çeki düzen ver! Beni yıpratıyorsun." Aman Allah'ım kız bastı ağlamayı. Ağladı sonra pılını pırtısını toplayıp gitti evimden. Neye uğradığımı şaşırdım. O güne kadar karşılıklı özveri ile dostluğumuzu ilerletiyorduk (!) ; fakat son zamanlarda hal ve hareketleri fazla agresif olmaya başlamıştı. Her geçen gün benim kalbimi kırıyordu. Sonrasında özür diledim; fakat karşılaştığım şey içler acısıydı. Bana saatler süren hakaret yağmuruna tuttu. Ben ağzımı açmadım (Allah biliyor) Şok olmuştum. Meğer içinde bana dair ne çok nefret varmış. Karakterimden tutun da alışkanlıklarıma kadar başıma kaktı. Araya yalan yanlış huylar sıkıştırıp olmayan şeylerle beni suçladı. Ben çok üzülmüş ve şok olmuştum.
   Arkadaşım ağır depresyon hapları kullanıyordu ve son zamanlarda haplarını yutmuyordu. Çok geçimsiz, yalnız ve aksi biri olduğunu bildiğim için de, dediklerini dikkate almadım. Biliyordum ki o hasta, kendinde değil. Derken aradan bir kaç ay geçti. Ben kendimi toparladım. Arkadaşım telefon etti. Gece uyuyamamış hep beni düşünmüş. Hala beni seviyor ve düşünüyormuş. Özür diledi, affettim. 2-3 ay daha geçti. Ara ara görüşen arkadaşlar olduk. Derken bir gün büyük bir şok daha yaşadım. Facebook adresimden ölüm tehtitleri alıyordum. Bunu yapan arkadaşımın kardeşiydi. Hemen engelleyip facebook adresimi sildim. Arkadaşımı arayıp durumu sordum. Bana iftira atmış. Okuduğu okulda bir takim naneler yemiş, ailesi ona kızmasın diye de tüm suçu bana atmış. Ailesi Kürt olduğu için töreye önem veriyorlar. Üniversite okuduğum şehre geldiler. Beni öldürmek için kapıya dayandılar. İftira dedim benim kabahatim yok dedim inanmadılar. Yaşadığım büyük bir şoktu. Neye uğradığımı şaşırdım. Geçirdiğim şoku hala atlatamadım. Benim kardeşim gibi gördüğüm bir insan bana neler yapmıştı. Tekrar özür diledi. bu sefer kabul etmedim. İhanetini unutmam dedim; ama hakkımı helal ettim. Yeter ki yolumdan çıksın diye. Derken bir dostluk böyle acı acı bitmişti.


 
  Sizlere yaşadığım hazin bir olayı özetle anlattım. Şimdi buradan yola çıkarak ayrılıklara ve dostluklara geleceğim. Canlarım! Bu arkadaşımın bana attığı kazıktan sonra fark ettim ki; Aslında en baştan beri biz hiç dost olmamışız. Çünkü dostluklar beraberinde fedakarlık gerektirir. Dürüstlük gerektirir. Sadakat, İnsanlık, sevgi, bağlılık, özveri vs. ... Bense o arkadaşımın benim için hiç fedakarlık yaptığını hatırlamıyorum. Meğerse ben, iyi niyeti kullanılmış bir yol arkadaşıymışım. İşini görmüşüm ve yolundan çekilmişim. Bir daha onu arayıp sormayayım diye de okkalı bir kazık yemişim. Meğerse bizimkisi dostluk değilmiş. O arkadaşım da benim hiç bir zaman dostum olmamış. Çünkü şunu bilir şunu söylerim: SADECE KENDİNİ DÜŞÜNEN İNSANLAR YALNIZLIĞA MAHKUMDUR. Bu tip insanların asla dostu olmaz. Benim gibi saflar da anca işi bitesiye kadar yanında bulunur.

  Bu konuda çok yaralıyım. O yüzden uzun bir yazı oldu kusura bakmayın. Ona söylemek istediğim ne çok söz vardı. Ama onun psikolojisinin bozuk olduğunu bildiğim için sustum. Yine bir insanlık yapıp kendi yoluma devam ettim. Allah onu ıslah etsin.

  Gelelim yazımın sonuç bölümüne: Başta da dediğim gibi bu yazı geçmişinde ayrılık yaşamış insanlara hitaben yazılmış bir yazı. Çünkü aynı acıyı yaşamış insanlar birbirini daha iyi anlarlar. Sizlere bu acıyı atlatmanız için bir kaç öneride bulunacağım:

*Ağlayın! İlikleriniz kuruyasıya kadar ağlayın; ki rahatlayın.
*Size değer veren insanlarla birlikte olun.
*Olanları unutmak için kendinize bir hobi edinin.
*Yeni insanlarla tanışın; ama fazla yakın arkadaş olmamaya bakın.
*Aradan 2-3 ay geçince ruhunuz dinlenmiş olacak; fakat nefretiniz hala içinizde duracak. Nefretinizi yok etmek için o kişiyi affedin.
*Kendinizi affedin. Hatalarınız olmasa bu deneyimleriniz olmazdı. Unutmayın! Kendi değerinizi keşfedin!
*"Ben olsam böyle yapmazdım." gibi cümleler kurmayın. Asla büyük konuşmayın!
*Her sabah kendinize ne kadar onurlu ve temiz bir insan olduğunuzu söyleyin.
*Yeni kıyafetler, makyajlar ve yeni saç modelleri ile kendinize bir imaj yaratın.
*Ve en önemlisi bol bol dua edin. Allah hiçbir acıyı kimsenin yanına koymaz. Her insan ölmeden önce ettiklerini bulur; ve Müttakim olan Allah size  bunu gösterir. O insanlarının düştüğü durumu görmeden ölmezsiniz. Bana güvenin ve sabredin.


Sevgili Blogdaşlarım! Gözyaşı ayrılığın hediyesidir. Unutmayın ki deneyimler de ayrılığın hediyesidir.

Allah'a Güvenin!
Sevgiyle kalın...

4 yorum:

  1. Nasıl bir arakadşmış o öyle. Ne desem bilemedim şimdi. Baya bir sabırlıymışsın. Tebrik etmek lazım seni öyle birine katlanabildiğin için.

    Bence öyle bir durumda ağlamak fayda etmez. Gidip bütün nefretini onun yüzüne kusmak lazım. Ağladıkça daha da harap olursun. Ama bakma böyle söylediğime bende nefretimi hayatta kusamam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın. En iyisini yapıyorsun. Susmak da iyi değil; fakat nefretini kusmak en kötüsü. Hatasını yüzüne söyleyip; anlaması için mesafeni koyup gideceksin. Belki utanır. (!) :)
      Dünyada öyle çirkin insanlar yaratılmış ki bu gibi durumlara şaşırmamak gerek. :)

      Sil