27 Şubat 2013 Çarşamba

Kitap Çekilişi Sonuçları





Bugün Saat 00:00 itibariyle çekilişimiz sona ermiştir. 
Çekilişe katılan her katılımcının kazandıkları katılım hakkı kadar isimlerini yazdım. 
Çekilişe katılma şartlarını yerine getirmeyen kişilerin isimlerini listeye eklemedim.
Çekilişi random.org sitesinden yaptım. 




Çekilişi Arzu Quluzade isimli katılımcımız kazanmıştır. 
Keyifli okumalar dilerim Arzu. Tekrar beklerim. 
Katılan herkese çok teşekkür ederim.
İyi okumalar...

Sevgiler... 






23 Şubat 2013 Cumartesi

Kitaplarım Geldi


 

  Halenin Haresi (Tık Tık) adlı blog sahibinin yaptığı çekilişte kazandığım kitaplarım geldi.
Heyecanlı ve meraklıyım. Bugün kitaplardan bir tanesini okumaya başlayacağım. Bittiğinde yorumlarımı sizlerle paylaşırım tıpkı şuan ki mutluluğumu paylaştığım gibi.
Sevgiler... Bol okumalar...

21 Şubat 2013 Perşembe

Dünyanın En Güçlü Hayvanı





*Genellikle hamam böceğinin bir nükleer patlamaya dayanabileceği söylenir. Ama ondan daha dayanıklı bir canlı daha var ve muhtemelen ismini daha önce hiç duymadınız. Su ayıları olarak bilinen Tardigrades, dünyanın en dayanıklı canlısıdır.
* “Su ayısı” olarak da tanınan bir milimetre boyutundaki mikroskopik canlı türü tardigradlar, gezegenin en güçlü hayvanıdır.
* İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre mikroskop altında bakıldığında cüssesi bir ayıya benzeyen tardigradlar, nükleer patlamaya bile dayandığını bildiğimiz hamamböceklerinden daha güçlü ve dayanıklıdırlar.
* Radyasyona dayanabilen su ayıları, -457 derece soğukta, 357 derece sıcakta yaşayabilirler.
* 200 yıl kadar ömrü olduğu tahmin edilen su ayıları, Nasa’nın Endeavour mekiği ile uzay yolculuğuna çıkıp burada sağ kalmayı da başarmıştırlar.
*900'den fazla türü vardır. Derin okyanuslardan en yüksek dağlara kadar dünyanın her yerinde yaşayabilirler.
*Tropik ve soğuk kutup sularında, bitki ve hayvan hücreleri ile beslenirler.



Kaynak: Samanyolu Haber ve Hürriyet Gazetesi



20 Şubat 2013 Çarşamba

Düşün (emiyorum)

Tartışmalara yol açacak bir yazı olacak ama; çok hoşuma gitti ve paylaşmak istedim.
Alıntıdır. İyi okumalar...




son 300 yılda
milletimize yüklenen düşünce biçimi
REAKSİYONELdir...

fikirsel altyapısına bakmaya izin vermeyen ...
düşünmeyi gerektirmeyecek...
sormayı ve
sorgulamayı yokeden bir yöntem bu ...TEPKİSEL düşünce biçimi...daha doğrusu DÜŞÜNMEMe BİÇİMİ ..

modelleyecek olursak :

*****************
Yani karşındaki A derse ...sen Z tepkisi koymalısın
karşındaki x giymişse sen D düşünce biçimiyle tepki koymalısın ...çünkü o şucudur..
****************
karşısındakinin söylediğine değil
kullandığı dilin ait olduğu fikirsel temele saldır...

fikirlere değil
görünüşe bak...

--------------------
taraflar oluşturulmuş...
kamplar mevcut...
ve bu kampların amblemleri ...kullandıkları dil ortak...
karşıt dil de var...

her kampın bir karşıtı
her mezhebin bir zıttı
olumsuzlayanı mevcut...

örnek :
-----------
kemalist isen ezbere maddeler bilmelisin...
alkol = özgürlüktür dokundurtmamalısın ...
laiklik = cumhuriyettir..laiklik olmazsa cumhuriyet olmaz
eşcinsellik = haktır modernliğin gerekliliğidir ...

aşılamayan KORKU KODLARI :
----------------------------
dininden dolayı başını kapatan gericidir
başını kapatmayan bayan kültürlü olmasa da moderndir (!)
din özgürlüğü diye şeriyatı getirecekler
camilerin sayısı okullardan fazla öyleyse geri kalmış bir ülkeyiz
okuma düşük o sebeple seçimler sağlıklı değil (!)


İKİ YÜZLÜ FİKİRSEL açmazlar
------------------------------------
demokrasi için bilgili halklar gerekir
bilgisiz halklara DEMOKRASİ değil OLİGARŞİ mübahtır (!)
egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözü sadece bir aldatmacadır..
dinlere ve inançlara karşı değilim , dedem hacıdır ..babam hoca...ben ateistim ...annem de başını anadolu tarzı bağlardı ama dini kullanmazdı....

dini kullanıyorlar...
laiklik kullanılabilir
din kullanılmaz...
laiklik tartışılmaz tartışılması teklif dahi edilemez bir tabudur...

demokrasilerde tabulara yer yoktur...
kimin dini inanışına karşı çıkılıyor ki ?

kiliseler neden bu kadar arttı ?
her köşe başına cami mi olurmuş ?
taksime cami yapılacak ...

aslında dindar değiller
aslında çok dindarlar
aslında aşırı dinciler takiye yapıyorlar
aslında cumhuriyetçi değiller
aslında türk değiller
aslında amerikan ajanı bunlar
irandan şeriyat getirecekler
eksenimiz kaydı

sıfır sorun olamaz...
sıfır sorun çöktü...
komşularımızla düşman olduk...
Türkiyenin dört tarafı düşmanlarla sarılı...

Türkün türkten başka dostu yok...
azarbeycan kıbrıs türk kesimini tanıdı mı ?
azarbeycan israil ile stratejik anlaşmalar imzaladı ulusalcılar gördü mü..

ulusalcılar ulusal markalarına neden karşı...
thy ulusal değil mi
hızlı tren ulusal değil mi
göktürk uydusu ulusal değil mi...
Atak helikopteri ulusal değil mi ?
Milgem ulusal değil mi
altay tankı ulusal değil mi
Mehmetçif tüfeği ulusal değil mi ?

ulusal nedir ?
ulus nedir ?
ulusal olmanın kaideleri ayrılıkçıbaşına karanfil verip kampını ziyaret etmek mi ?

19 Şubat 2013 Salı

Parlayan Yıldızım: Beta Balığı

(Balığımın yarısı mavi yarısı siyah renkte. Telefonla resmini çekerken makinenin flashından mavi renkli olan kısımları parladı. Çok havalı! B-) )
 

  Bugün çarşıda bir kaç işim vardı. Onlar için Isparta'nın güzel mütevazi sokaklarında dolaştım. Bir iş hanına ingilizce kitap  almak için girdim. İş hanının en alt kattında boylu boyunca uzanan bir Evcil Hayvan Dükkanı dikkatimi çekti. İçerisi rengarenkti. Cıvıl cıvıl kış seslerine diğer evcil hayvanların sesleri eşlik ediyordu. Şöyle bir bakayım neler varmış derken içlerinden birine ilk görüşte aşık oldum.

  Normalde evcil hayvan beslenmesine karşıyımdır. Çünkü her zaman hayvanların özgür bırakılmasından yana olmuşumdur. Bir kuşu kafesine kapatıp ona "Cici Kuş" demeyi öğretmek bize zevk verebilir fakat bu yapılan   her zaman onlara işkence çektirmek olmuştur. Nedense şu ufak balıkçıkları görünce aynı şeyi düşünemez oldum. "Balık dediğin özgürlüğü ne bilsin. Beş saniye sonra unutur" diye bencilce cümleler kurdum. Aklım beynimden uçtu ve bir tanesini kapıverdim. Sanırım biraz da yalnızlığımı gidermek istedim. Merak etmeyin! Onun nasıl ortamlarda yaşadığını öğrenip kısa zaman sonra özgürlüğüne kavuşturacağım, onu salıvereceğim. Ama şimdi o benim yeni oda arkadaşım.

  O bir Beta Balığı. İsmini henüz düşünmedim. İsim öneriniz varsa lütfen söyleyin.
  Sevgiler...

16 Şubat 2013 Cumartesi

Yanlış Öykünün Kahramanları




   “Koşturarak geldi girdi kapıdan. Yağmuru yüzüne vuran rüzgar epey üşütmüştü onu.  Titreyen ellerini birbirine sürterek ısıtmaya çalıştı. Yeterli değildi. Titreyerek merdivenleri çıktı. Odasına girer girmez çantasını yatağına fırlatıp o çok sevdiği pembe pijamalarını giydi. Bir de sabahtan kaloriferin üzerine koyduğu çoraplarını ayacıklarına geçirdi. Artık geriye tek bir hamle kalmıştı, yatağına geçip balık desenli yorganına sarılacaktı. Hopladı ve bir hamlede yatağın içine daldı. Önce nefes alıp vermesi hafifledi, sonra gözlerini yavaşça kapattı. Uyumak üzereydi. Derken biraz durgunlaştı.  Yüzünden düşen iki damla yaş burnundan yastığa damladı. Bir damla iki damla gerisi gelecekti biliyordu. Yan odadaki  kızın içeriye girmesiyle bölündü hüznü ve doğruldu. Ağlayamamıştı da içindekileri de dökemedi. Ah! Be ne karmaşık bir duyguydu. Yutkunamıyor ama nefes de alamıyordu. Gözleri dalıp dalıp gidiyor, üzerine derin bir sessizlik çökmüştü; ama içinde büyük bir  haykırış taşıyordu. Ciğerlerine oturttuğu kocaman yumrukla doğruldu ve müziği başlattı. Müzik içinden akıp gitti. Gözleri tekrar daldı. “

   Bir insanın yapabileceği en büyük hata yanlış öykülere kendisini kahraman yapmasıdır.  Bu durum öyle vahimdir ki; öykünün içindeki kimse doğruyu yanlışı göremez. Ancak ve ancak dışındakiler anlayabilir. Onlar da nasıl önleyebilirler ki hatayı! Dışındadırlar çünkü. Kenardan  bakanlardır onlar. Ne acıyı çekecek asıl kişiler ne de mutluluğu tadacak asıl kahramanlardır onlar.  Oysa öyküdekiler…  Onlar treni kaçıran yolcular gibidirler.  Biletleri de vardır, koşarlar, koşarlar… Ama treni kaçırırlar. Bu duyguyu hayatlarının sonuna kadar yaşarlar.



   Sizlere pişmanlıkları ve yanlış seçimleri anlattım. Yazımın cümleleri karmaşık gelebilir; ama bu duyguları yaşayanlar beni elbet anlayacaklardır. Pişmanlıklarımız olmasa elbette ki bu deneyimleri yaşayamazdık; size tavsiyem geçmişinizdeki pişmanlıklarınız için kendinize kızmayı bırakın. Yanlış öykünün kahramanı olmanın hayalini kurmak kadar acı veren bir duygu yoktu. Yitip giden umutlarınızı çöpe atın ve doğru hayaller kurun. Doğru hikayelere kahraman olun, doğru insanlarla mutlu olun ve kendi değerinizi sonuna kadar hissedin. Böyle emir cümleleri kurmam umarım saygısızlık olmamıştır. Fakat kendi acılarımdan ve deneyimlerimden yola çıkarak söylüyorum: Yanlış limanlar kadar acı veren deniz kıyısı yoktur. Oysa ki; deniz kıyıları insanlara huzur vermek için vardır.

   Beni okuduğunuz için teşekkürler.
   Sevgiler… :)


15 Şubat 2013 Cuma

Günün Sözleri

Bu sabah internette söyle bir gezinirken harika sözler buldum. Klasikleşmiş facebook sözleri gibi görünebilirler; fakat derin anlamlar içeriyorlar. İçlerinden beni en çok etkileyenlerini seçtim.
Buyrun!
Cümleten iyi sabahlar... :)