Yazarlardan Alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazarlardan Alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2013 Pazar

Harika Adam: Paulo Coelho

Şu sıralar sinirlerim gergin. Paulo Coelho nasihatlarıyla yardıma koştu. Buyrun...




Şu an sadece sarılmaya ihtiyacım var,' dedim ona. 'İnsanlık kadar eski olan bu hareket, iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder. Sarılmanın anlamı şudur; Senden bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine her isteyerek sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. Lütfen şimdi sarıl bana.

------------

Hayat yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.

------------


Döktüğüm yaşları bağışlıyorum. Acıları ve aldatmaları bağışlıyorum. İhanetleri ve yalanları bağışlıyorum. İftiraları ve ahlâksızları bağışlıyorum. Nefreti ve zulmü bağışlıyorum. ...yüreğimi yakan darbeleri bağışlıyorum. Yıkılan hayalleri bağışlıyorum. Ölen umutları bağışlıyorum. Sevgisizliği ve kıskançlığı bağışlıyorum. Umursamazlığı ve kötü zihniyeti bağışlıyorum. Haklılık uğruna haksızlık edenleri bağışlıyorum. Öfkeyi ve şiddeti bağışlıyorum. İhmalkârliği ve unutkanlığı bağışlıyorum. Bütün kötülükleriyle dünyayı bağışlıyorum.


-----------

Bugüne kadar milyonlarca insan pes etti. Öfkelenmiyorlar, ağlamıyorlar, hiçbir şey yapmıyorlar. Yalnızca zamanın geçmesini bekliyorlar. Tepki gösterme becerilerini yitirmiş onlar! Sense üzgünsün. Bu da senin ruhunun hâlâ canlı olduğunu kanıtlar!


----------

Bir çocuğun bir erişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır: nedensiz yere mutlu olmak, her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak ve elde etmek istediği şeyi var gücüyle dayatmak.


----------

Bir şey, bir insanın başına, bir kez gelirse, ikincisi olmaz ama iki defa gelmişse muhakkak üçüncüsü de olacaktır.


----------

Seni seviyorum demeyi sadece seni affediyorum diyebilenler becerir.



19 Ocak 2013 Cumartesi

Vefalı Olmak Ya Da Olmamak




İbrahim Tenekeci'den vefa üzerine yazılmış anlamlı bir yazı. 
Vefa kelimesi bir çok değeri kapsar. Dostluk, aile, mücadele, fikirler, duruş, yürüyüş...
Ki: Bu kavram şu sıralar aklımı yeterince kurcalıyor. Okuyunca kafamdaki tuğlalar sırasıyla yerine oturdu. Ve ben: Daha ne desem...
İyi  düşünmeler...

İtibar dergisinin aynı zamanda bir 'vefa müessesesi' olduğunu söylemiştik. Bundan dolayı, bazı kimseler, bizi kıyasıya eleştirmişti. Belli ki, vefa ile müessese kelimelerinin yan yana gelmesine alışık değillerdi. Oysa biz, bu ifadeyi, bir duruşun altını çizmek için kullanmıştık.

Büyük Türkçe Sözlük, vefa kelimesinin karşılığını şu şekilde veriyor: 'Sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat etmek, sözünde durmak.' Dikkat edelim: Tutma değil, durma.

Vefa ile müteveffâ kafiyelerinin çok sık kullanıldığı şu günlerde, aklıma ilk gelen söz, Mehmet Gündem'e ait: 'Vefaya veda etmeyin, iyilik gördüğünüz insanı unutmayın.'

Bir de yasal uyarı: Vefa, imandandır.

Öte yandan, kimse vefasız olduğunu kabul etmez. Herkesin kendine göre 'haklı bir gerekçesi' mutlaka vardır. Hatta eşi benzeri görülmemiş bir nankörlük içinde olanlar bile vefadan dem vurabilir. Necip Fazıl boşuna dememiş: 'Bu nasıl bir dünya, hikâyesi zor.'

Olumsuz örneklerin beni götürdüğü yer, tam olarak şurasıdır: Vefa, kendini bilmektir. Dönüp bakmaktır. Unutmamaktır.

Bunların kolay olduğunu elbette söyleyemem. Kolay olmadığı için, hep aynı noktaya geliyoruz; vefa ve vefat.

***

'Ayrılıktan şiddetle kaçınmak ve birlikte olmaya ısrarla devam etmek' nasihatine rağmen, insanların yolları ayrılabilir, öncelikleri değişebilir. Öncelik bahsi ve önem sıralaması, uzun bir listedir. Sözgelimi, siz, manzara olsun diye evinizin bahçesine ağaç dikersiniz. Bir başka arkadaşınız da, manzaranın önünü kapatıyor gerekçesiyle ağaçları kesebilir. Galiba budur.

Bize düşen, her türlü olumsuzluğa rağmen, vefa yokuşunu çıkmaya çalışmaktır. Yokuşun sonunda güzel bir şey olmayabilir, olsun.

İnancıma göre, vefa doğuştandır, vefasızlık ise sonradan edinilir. Mesela, "siyasette vefa yoktur" derseniz, vefasızlığı normal bir davranış gibi görmüş ve göstermiş olursunuz. Aynısı, hayatın her alanı için geçerlidir.

Denilir ki, insanın terbiyesi musibet anında ortaya çıkar. Vefalı olup olmadığımız da zor şartlarda, zor zamanlarda kendini belli eder. Üzerimizde hakkı ve hukuku olan insanların zor zamanlarında, onların yanında mıyız, yoksa başka bir yerde mi?

Az biraz mesafe aldığımızda, bizde emeği olanları görmezlikten geliyor muyuz?

Geliyoruz. Üzülerek söyleyelim ki, çeşitli ödeme biçimleri vardır ve bunlardan biri de vefasızlıktır.

Yapılan iyilikler, verilen emekler, elbette alacak hanesine yazılmaz. Fakat vefa diye bir şey varsa, ki var, işte o beklenir.

Emeklerden, iyiliklerden ve sözlerden kurtulmanın en kestirme yolu, maalesef, vefasız olmaktır.

Vefasız kimse, kıymetleri ve emanetleri kırarak, kullanarak ilerler. Oysa dünya taşınmaz maldır ve buradan götüreceğimiz şeyler bellidir.

***

Kusur aramaya başlarsak, kusursuz insan olmadığını görürüz. Aramayalım. Arayacaksak da, önce kendimizden başlayalım.

Yazılarımızı hep bu anlayışla kaleme alıyoruz. Ortanca çiçeğinin de, balyozun da taşkırangiller familyasından olduğunu bilerek.

Ve kadim kural: 'Tahammül eden, şikâyet edenden daha fazla itibar görür.'

İşte bundan dolayı, konuyla ilgili olarak, en kıymetli tavır, Hüseyin Kazım Kadri'nin şu sözüdür: "Dostlarınızdan bir vefasızlık görürseniz, onları sakın kırmayın. Üslup ile geri çekilin."

Bunu birkaç kez denedim. Tavsiye ederim.