bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2013 Salı

Kendi Kendini İyileştiren Çipler


ABD 'li bilim insanları, arızalanmaları halinde kendi kendilerini milisaniyeler içinde iyileştirme yeteneğine sahip çipler geliştirmeyi başardı.

California Institute of Technology (Caltech) yüksekokulunun, Yüksek Hızlı Entegre Devreler Laboratuvarından araştırmacılar, kendi icatları olan, çok küçük boyutlardaki bir güç yükselteci üzerinde, yeni geliştirdikleri entegre devre çiplerin kendi kendilerini iyileştirme yeteneğini uygulamalı olarak gösterdi.

Yaklaşık 5 kuruş büyüklüğünde olmasına karşın, içinde 76 adet çip ve kendi kendini iyileştirme yeteneği için gerekli olan her şeyi barındıran güç yükseltecini, yüksek güçlü lazerlerle birçok kez vuran araştırmacılar, çiplerin bir saniyeden daha kısa bir süre içinde otomatik olarak ince bir işçilik ortaya çıkardıklarını gözlemledi.

Kendi kendini iyileştirme kapasitesine sahip çipi, 20 değişik çiple karşılaştıran araştırmacılar, ürettikleri çipin diğerlerinden daha az elektrik kullanmasına karşın, performansının bütünüyle diğerlerine göre çok daha güvenilir ve üretken olduğunu belirtti.

Yapılan bilimsel çalışma, IEEE Transactions on Microwave Theory ve Tecniques aylık bilimsel derginin Mart sayısında yayımlandı.
Araştırma ekibinin başı olan Elektrik Mühendisliği Profesörü Ali Hajimiri "Gerçekten de güç yükseltecinin yarısını havaya uçurduk, transistörlerde olduğu gibi pek çok birleşen parçasını buharlaştırdık ve çip kendi kendini, neredeyse ideal performansına erişecek ölçüde iyileştirdi" dedi.

Hajimiri yaptığı açıklamada, "Bu çeşit elektronik bir bağışıklık sistemini entegre devre çiplere uyarlamak bir sürü olanaklara kapı açıyor. Bu, gerçekten de devrelere ve devrelerin bağımsız olarak çalışmasına bakışımızda köklü bir değişiklik getirecek. Bu sistemler şu an insan müdahalesine gerek olmadan kendi içindeki sorunu saptıyor ve kendi kendini düzelterek, bizi yok edilmesi mümkün olmaya devreler amacına bir adım daha yaklaştırıyor" ifadesini kullandı.

Kaynak: Radikal

16 Ocak 2013 Çarşamba

Neden Tanrı'yla Bu Kadar Takıntılısınız?




 

   Bugün bir videoya rastladım ve bu vesileyle Stephen Hawking'i bir kere daha sorguladım. Onu daha yakından tanımama sebep olan şey ise bir Ateiste sorduğu şu soruydu: Neden Tanrı'ya bu kadar takıntılısınız? Aslında benim de aklıma sıkça takılan bir soruydu bu. "Neden?"
  İtiraf etmeliyim ki, ateistlerin sıkça dile getirdikleri "Beyninizi kullanın" sloganı Tanrı'nın varlığına bizi bir adım daha yaklaştırıyor. Bilimdeki her şey özellikle de Uzay ve Kuantum fiziği bize onu apaçık gösteriyor. Dini doğmatik ve kalıplaşmış gören bazı insanlar, insan ruhunun özgürleşmesi gerektiğini savunuyorlar. Aslında özgürleşmek Tanrı'yı bulmaktan geçer. Bu da doğmatik ve kalıplaşmış şeyleri defalarca tekrarlamaktan ziyade O'nu aramakta ve yaşamakta saklıdır. Yani O'na ulaşmak ancak ve ancak, tüm bunların birleşmesiyle olacaktır. O'nu araştırmak, O'nu öğrenmek ve O'nu yaşamak. İşte şu küçük bedenlere sıkışıp kalmış olan biz insancıklar ancak ve ancak O'nu yaşayabildiğimizde özgürleşmiş olacağız.
   "Stephen Hawking Tanrı'ya inanıyor mu?" sorusu hala tartışılagelirken, ben onun öne sürdükleriyle özgürleşmeye bir adım daha yaklaşılabileceğine inanıyorum. Evren ve Onun temeli, Başlangıç, Son, Zaman gibi kavramları çözebildiğimizde aklımız ile belli mesafeleri katedebileceğiz.  Fakat tekrar ediyorum ki; Tanrı yalnız akıl ile bulunmaz. Demek ki, beyni kullanmak da yetmez. O halde ihtiyacımız olan şey nedir?
  Geçenlerde bir radyo programında dinlemiştim. Şöyle diyordu sunucu; akıl ile aşık olunmaz. Ve  insanoğlunun dünyaya (ilahi)  aşk için geldiğini savunan bendeniz Stephan Hawking'i (fikirlerini) araştırmaya ve sizinle de paylaşmaya karar verdim. Buyrun, iyi düşünmeler...