Öneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2013 Çarşamba

Uykusuz Musunuz?

 

  Şu günlerde bloğumu çok ihmal ettim. Malum, ikinci dönem başladı ve derslerden başımı kaldıramıyorum. Bu sebeple blok yazmaya ve okumaya pek fırsatım olmuyor. Yine de şu bir kaç gün içinde karşılaştığım ve hoşuma giden bazı yazıları sizlerle paylaşıyorum. Bu defa ki yazım biraz reklam içerili oldu. Uykusuzluğa çare arayanlara özel yazı sizlerle. Sevgiler...




ABD Hastalıkları Kontrol Etme ve Önleme Merkezi’nin araştırması ülkede 50 -70 milyon yetişkinin uykusuzluk problemi çektiğini gösteriyor. Araştırmada ayrıca daha kaliteli bir uyku için 5 teknik öneri de yer alıyor.

1-Diğer sesleri bastırmak için beyaz gürültü kullanın 
Teknolojiyle uyku kaçıran seslere ve horlamalara çare bulmak artık mümkün. Bir i-phone ya da Android yazılımlı telefon kullanıcısıysanız çevresel sinyallerle eski bir televizyonun cızırdamasına benzer rahatlatıcı sesler yaratan Beyaz Gürültü uygulamasını telefonunuza ücretsiz indirerek uykunuzu kaçıran dış sesleri bastırabilirsiniz.

2-Işıldaklardan uzak durun 
Yapılan çalışmalar yatak odalarında bulunan bilgisayar, telefon ve tablet gibi çevresine ışık yayan ürünlerin kişinin günlük ritmine zarar vererek uykusuzluğu tetiklediğini gösteriyor. Bu sıkıntı da f.lux denilen bir programla aşılabiliyor, f.lux günün saatine göre bilgisayar ekranının parlaklığını ayarlıyor.

3-Yatmadan önce egzersiz
Ulusal Uyku Derneği’nin yaptığı araştırma yatmadan önce ya da sabah uyanınca spor yapanların daha kaliteli bir uyku uyuduğunu gösteriyor, uyku süreleri spor yapmayanlarla aynı olsa bile. Bunu için de size kas geliştirici birtakım hareketler gösteren ve İOS için uyumlu olan Nike Antrenman Uygulamasını önerebiliriz.

4-Günlük Ritminizi ayarlayın
Sleepyti.me uyku hesaplayıcısı kısıtlı zamanlarda verimli uyumak isteyenler için birebir. Yatmadan önce uyanmak istediğiniz saati belirtiyorsunuz, program size uykunuzun evrelerini bozmayacak şekilde yatabileceğiniz saatleri gösteriyor, 22.00, 23.30, 01.00 ya da 02.30 şeklinde. Böylece uyku evreleriniz tamamlanmadan uyanmış olmanız engelleniyor ve güne zinde uyanarak başlayabiliyorsunuz.

5-Alarm tonunuzu değiştirin
Telefonunuzun alarm tonunu daha az rahatsız edici bir şey yapın. İOS’de bulunan Uyanma uygulaması en güzel uyanma tonlarının bulunduğu arayüz olabilir.

Kaynak: Radikal Gazetesi

5 Mart 2013 Salı

Öğreti Nedir?

   Sevgili okurlar!
   Bugün bir site keşfettim ve burayı okumanın bana çok faydalı olacağını düşünüyorum. Sıkça ziyaret ederim artık. Ve bu güzel haberi size de vermek istedim. Sitenin reklamını yaparken sizlere bir yazısını paylaşacağım.
İyi okumalar...




1) İnsan denen varlık, tarih boyunca anlaşılmamış,sürünmüş,inlemiş, başkasına derdini dökmüş ama, gerçek anlamda kendini tam olarak ifade edememiştir. Ne kendisi kendini tanımış, ne de başkasına tanıma fırsatı vermiştir.

2) Böyle bilinmez bir varlık, ne kadar mutlu ve başarılı olur? Tabi ki istisnalar söz konusu olamaz. İşte,bu yüzden,insanlık tarihi hep kanlı geçmiştir.

Merhum, Dr. Haluk Nurbaki, bir kitabında," İnsan Bilinmezliği " demiş, insanı anlayamamıştır.

Nobel ödülü almış,Batılı bir bilim adamı olan Alexis Carrel de,insan üzerin de araştıma yapmış, o da bir olumlu sonuca varamamış,yazdığı kitabının ismini " Meçhul Denen İnsan " koymuş, insanı çözememiştir.

Dünya genelinde, bugüne kadar, insan üzerinde sayılamayacak kadar kitaplar yazılmış,dergilere konu olmuş, gazete köşelerinde üzerinde makaleler yazılmıştır.

Tüm bunlar yetmemiş, ayrıca üzerinde uzun uzun düşünülmüş,fikirler yürütülmüş,sonunda,insan denen " Bilinmez " varlık, sayısız " Öğreti "lerede vazgeçilmez konu olmuştur.

Peki," Öğreti nedir? "diye sorulabilir,zaten başlığı da öyle attık.

Evet," Öğreti " nedir?
Öğreti,sözlük'te şöyle ifade edilir; Fikri,felsefi meslek,doktrin...Başka bir Sözlük'te ise şöyle;
1. Bilimde,düzenli bir siyasi,felsefi veya dini bir öğretim sistemini,bir görüşü oluşturan ilke,dogma ve kavramların tümü,meslek,doktrin,
2. Bir düşünürün,bir bilginin düşüncelerinin tümü,
3. Belli bir dünya, bir toplum anlayışına,düşünceye dayalı inanç ve ilkeler dizisi, doktrin... Sanırım anlaşılmıştır,ama bir kaç tane de örnek verelim,şöyle ki; Örneğin Mevlana Öğretisi;4 Kapı: Mumsema Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;" Efendim, bu 4 Kapı meselesini ben pek anlayamıyorum, bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız? "diye sormuş. Mevlana Hz.'leri de;şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan 4 kişi var.Hepsi de rahlelerine eğilmiş derslerini çalışıyorlar. Sen şimdi git sırasıyla bu öğrencilerin enselerine birer kuvvetli şamar atacaksın.Öğrenci gitmiş,birinci öğrencinin ensesine bir tokat atmış,tokadı yiyen öğrenci de karşılık vermiş.Meraklı öğrenci;" bu ne demek Efendim,ben vurdum, oda vurdu."Mevlana;" bu Allah'ın adaleti Şeriat'tır."demiş.Mevlana,"haydi şimdi ikinci öğrenciye git vur" demiş.meraklı öğrenci,gitmiş ikinci öğrenciye de vurmuş.Bu ikinci öğrenci de tam vurmak üzereyken vazgeçmiş, vurmayarak onu affetmiş.Meraklı öğrenci,sevinmiş ama,"bu niye vurmadı?" diye,daha da merakı artmış. Mevlana ona;" Bu da Allah'ın rahmeti Tarikat'tır" demiş (Şeriat, insanın dış dünyasını, Tarikat, insanın, iç dünyasını düzenler).Meraklı öğrenci üçüncü öğrenciye de gitmiş vurmuş.Üçüncü dönmüş bakmış tekrar işine devam etmiş,bu da Marifet makamında olduğu için tokadın acısını duymamış bile...Dördüncü öğrenci ise daha kuvvetli bir şamar yediği halde,dönüp bakmamış bile... Mevlana Hz.'leri,bunu şöyle anlatır meraklı öğrencisine. "üçüncü öğrenci, bedenini aşmış, o Ruh makamında yaşıyor,duyduğu tokat acısı, çok hafif bir çizik gibi gelir.Dördüncü öğrenci ise,o zaten Hakikat makamındadır, gelen belayı, vurulan tokadı, Allah'ın bir sınaması,şefkat tokadı ve kendisinin bir kusuru olarak bilir ve yorumlar"diyerek,çok meraklı öğrencisini irşad etmiştir.

Evet,bu örnek,çok uzun oldu,kısaca, Öğreti,her fikir alanında,insanlığa bir eğitim,bir öğretimdir.Darwin'in,Marx'ın, Freud'un ve daha nice düşünürün öğretileri gibi (Faydalı veya Zararlı)...

Evet, umarım,"Öğreti"konusunda açıklayıcı bir fikir vermişizdir.İşte bizim "AİTİ ÖĞRETİSİ" konusunda da, siz sayın okuyucu takipçilerimize de,meraklarını giderecek açıklama ve " İP UCU "niteliğinde örnekler vermiş olduk...Başka bir yazı köşemizde buluşmak dileğiyle.

Engin Vakkas...

19 Şubat 2013 Salı

Parlayan Yıldızım: Beta Balığı

(Balığımın yarısı mavi yarısı siyah renkte. Telefonla resmini çekerken makinenin flashından mavi renkli olan kısımları parladı. Çok havalı! B-) )
 

  Bugün çarşıda bir kaç işim vardı. Onlar için Isparta'nın güzel mütevazi sokaklarında dolaştım. Bir iş hanına ingilizce kitap  almak için girdim. İş hanının en alt kattında boylu boyunca uzanan bir Evcil Hayvan Dükkanı dikkatimi çekti. İçerisi rengarenkti. Cıvıl cıvıl kış seslerine diğer evcil hayvanların sesleri eşlik ediyordu. Şöyle bir bakayım neler varmış derken içlerinden birine ilk görüşte aşık oldum.

  Normalde evcil hayvan beslenmesine karşıyımdır. Çünkü her zaman hayvanların özgür bırakılmasından yana olmuşumdur. Bir kuşu kafesine kapatıp ona "Cici Kuş" demeyi öğretmek bize zevk verebilir fakat bu yapılan   her zaman onlara işkence çektirmek olmuştur. Nedense şu ufak balıkçıkları görünce aynı şeyi düşünemez oldum. "Balık dediğin özgürlüğü ne bilsin. Beş saniye sonra unutur" diye bencilce cümleler kurdum. Aklım beynimden uçtu ve bir tanesini kapıverdim. Sanırım biraz da yalnızlığımı gidermek istedim. Merak etmeyin! Onun nasıl ortamlarda yaşadığını öğrenip kısa zaman sonra özgürlüğüne kavuşturacağım, onu salıvereceğim. Ama şimdi o benim yeni oda arkadaşım.

  O bir Beta Balığı. İsmini henüz düşünmedim. İsim öneriniz varsa lütfen söyleyin.
  Sevgiler...

16 Şubat 2013 Cumartesi

Yanlış Öykünün Kahramanları




   “Koşturarak geldi girdi kapıdan. Yağmuru yüzüne vuran rüzgar epey üşütmüştü onu.  Titreyen ellerini birbirine sürterek ısıtmaya çalıştı. Yeterli değildi. Titreyerek merdivenleri çıktı. Odasına girer girmez çantasını yatağına fırlatıp o çok sevdiği pembe pijamalarını giydi. Bir de sabahtan kaloriferin üzerine koyduğu çoraplarını ayacıklarına geçirdi. Artık geriye tek bir hamle kalmıştı, yatağına geçip balık desenli yorganına sarılacaktı. Hopladı ve bir hamlede yatağın içine daldı. Önce nefes alıp vermesi hafifledi, sonra gözlerini yavaşça kapattı. Uyumak üzereydi. Derken biraz durgunlaştı.  Yüzünden düşen iki damla yaş burnundan yastığa damladı. Bir damla iki damla gerisi gelecekti biliyordu. Yan odadaki  kızın içeriye girmesiyle bölündü hüznü ve doğruldu. Ağlayamamıştı da içindekileri de dökemedi. Ah! Be ne karmaşık bir duyguydu. Yutkunamıyor ama nefes de alamıyordu. Gözleri dalıp dalıp gidiyor, üzerine derin bir sessizlik çökmüştü; ama içinde büyük bir  haykırış taşıyordu. Ciğerlerine oturttuğu kocaman yumrukla doğruldu ve müziği başlattı. Müzik içinden akıp gitti. Gözleri tekrar daldı. “

   Bir insanın yapabileceği en büyük hata yanlış öykülere kendisini kahraman yapmasıdır.  Bu durum öyle vahimdir ki; öykünün içindeki kimse doğruyu yanlışı göremez. Ancak ve ancak dışındakiler anlayabilir. Onlar da nasıl önleyebilirler ki hatayı! Dışındadırlar çünkü. Kenardan  bakanlardır onlar. Ne acıyı çekecek asıl kişiler ne de mutluluğu tadacak asıl kahramanlardır onlar.  Oysa öyküdekiler…  Onlar treni kaçıran yolcular gibidirler.  Biletleri de vardır, koşarlar, koşarlar… Ama treni kaçırırlar. Bu duyguyu hayatlarının sonuna kadar yaşarlar.



   Sizlere pişmanlıkları ve yanlış seçimleri anlattım. Yazımın cümleleri karmaşık gelebilir; ama bu duyguları yaşayanlar beni elbet anlayacaklardır. Pişmanlıklarımız olmasa elbette ki bu deneyimleri yaşayamazdık; size tavsiyem geçmişinizdeki pişmanlıklarınız için kendinize kızmayı bırakın. Yanlış öykünün kahramanı olmanın hayalini kurmak kadar acı veren bir duygu yoktu. Yitip giden umutlarınızı çöpe atın ve doğru hayaller kurun. Doğru hikayelere kahraman olun, doğru insanlarla mutlu olun ve kendi değerinizi sonuna kadar hissedin. Böyle emir cümleleri kurmam umarım saygısızlık olmamıştır. Fakat kendi acılarımdan ve deneyimlerimden yola çıkarak söylüyorum: Yanlış limanlar kadar acı veren deniz kıyısı yoktur. Oysa ki; deniz kıyıları insanlara huzur vermek için vardır.

   Beni okuduğunuz için teşekkürler.
   Sevgiler… :)


8 Şubat 2013 Cuma

Şu Aşk Meşk İşleri




 Bugün internette bir siteye rastladım. Site, sevgililer arasında çıkabilecek sorunları ele almış, baştan aşağı bu tür yazılarla dolu. 

  Yazarımız; önerilerde bulunmuş, yol göstermiş, bazı sinir bozucu durumlara da tepkisini açık açık belirtmiş. Bendeniz (aşk meşk işlerinde öneriye fazlasıyla ihtiyacı olan kişi) şöyle bir kaç yazıyı okudum. Çıkardığım tek bir sonuç vardı, ilişkilerde karşılıklı aşk ve karşılıklı özveri olmalı. Bu kadar. Koca internet sitesinde anlatılanların özeti yalnızca bu iki kelime: Özveri-Aşk.



  Sitede gezinirken fark ettim ki: şu aş meşk işlerine akıl  sır ermiyor. Arkadaş! Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık. Şu çiftlerin ne değişik sorunları varmış yahu!

  Dikkatimi çeken konu başlıkları şöyleydi:

-Fazla ilgi bunaltır mı?
-Sorun sende değil bende.
-Romantik erkek ve odun kadınının ilişkisi.
-Emir kipi kullanan sevgili
-Dizi aşklarını gerçek sanan kızlarımız
-Bir ayrılık klasiği: Halil Sezai modu
-Dudaklarını bükerek tatlılaşan kız sempatikliği

  (Benim gibi) Şu aşk meşk işlerine akıl sır erdiremeyen çiftler! Daha bir çok ilginç yazıya Buradan ulaşabilirsiniz. (Site adını paylaşmazsam olmaz dedim.)
  Sevgiyle kalın...